« Önceki | Sonraki »

14/1/2009

YA BU YAŞ Bİ YERDE DURSA ARTIK...

Şaka maka 1 sene geçti yine..Ve ben yine dayanamayıp ahaliyi peşime takıp hadi eğlenelim diye sokaklara döktüm.Her ne kadar mırın kırın eden koca bi gruptan makul seviyelere inen ve beni mutlu eden bir kalabalıkla şu anda telaffuz etmekten pek de hoşlanmadığım yeni yaşıma girdim geçtigimiz günlerde...
Bu korkmak vs değil yanlış anlaşılmasın sadece ne biliym bu yaşlar hep çok uzak gelirdi bana...Arkadaşlarla konuşurken ohooo ne kadar çok var derdik...Acı gerçek şu ki o kadar da çok yokmuş...
Bu sene ki mekanda fasıl vardı...Ben sanırım taktiği öğrendim bir sene fasıl,bir sene bar pavyon muhabbeti yaparak bu grubu monotonluktan kurtarmak gerekiyor.Ahali ekabir olunca masa başında toplanıp içmek daha cazip geldi çoğunluğa eh pek de fena olmadı bence...
Yavaş yavaş insanlar birbirlerine alıştı,muhabbet başladı,devam etti,sürdü sürdüüüüü en son gödüğüm sahnelerde alakasız insanlar birbirleriyle halay çekmeye başlamışlardı.....:) herkes keyif aldı diye umuyorum..en azından ben çooook mutlu olduğum bir akşam geçirdim...
Gelen gelemeyen,arayıp soran herkese çooook teşekkürler...Hatta aramayanlara da teşekkürler....Hepinizi çok seviyorum..
JULIEMMM BIR KADEHTE SENİN İÇİN İÇTİK...TAM SEVDİGİN GİBİ....Masum

7/10/2008

İstanbul-New York-Kore ve Ben :))

2008 güzel geçecek dedim ama şu ana kadar nasıldı ben bile yorumlayamıyorum...Çok üzüldüğüm anlar oldu,çok biriktirdim içimde yine..Yarım kalmış bir çok şey var ardımda ama artık dönüp de toplamak mümkün diil...ben de kırıldım bır kere..neyse hüzünlü kısımlara daha var önce eğlenceli zamanları anlatalım :)

O muhteşem doğumgünü organizasyonundan sonra sakin bi dönem başladı yine, işe git eve gel haftasonları görüşemediğin arkadaşlarınla buluş, biraz kafa dağıt,sohbet et...
Sonra benim en "deli" ki bu gerçek manada " deli " arkadaşım kanıma girdi "hadi topla bavulları Amerika'ya gidiyoruz" diye.Olurdu olmazdı diye başladı bir koşturmaca..Hangi şehre gitmeli,nerde kalmalı nereler görülmeli diye internet araştırıldı,telefonlar açıldı,hemen hemen tüm tur şirketlerinin elemanlarının bizden nefret etmesi itina ile sağlandı...
Sonunda hedef şehir ve plan ,kısacası yeni macera belirlendi:New York!!!
E biz New york'a gideriz de heyecan fırtınası eksik olur mu? Lütfen yani , biz her sıradan insan gibi  yurdum tur şirketleriyle gidemezdik daha acayip birşey olmalıydı..Başardık da...

Bir Kore turuna katılmaya karar verdik benim delinin zoruyla...Neden derseniz hem ekonomik hem de "değişik" :)...Turu bu arada nasıl ayarladınız derseniz internet var, saolsun Koreliler de çok güvenilir insanlar para pul almadan sizi kaydediveriyorlar istediğiniz programa...
Neyse fazla uzatmayalım lafı...Uçak biletinde de makul birşeyler bulunca haziranın ikinci haftası çıktık yola...Plana göre turdan birisi bizi NYC havaalanında karşılayacak,verilmesi gereken ücreti ödeyip otelimize gideceğiz...Hımm unutmadan tur sadece Newyork değil bu arada,New Jersey ,Washington,Buffalo,Niagara şelalelerine yani Kanada sınırına kadar uzanıyor 5 günlük programda.
Biz binbir uzunluktaki sınır polisi kuyruklarını atlattıktan sonra solugu karşılama alanında aldık ama gelin görün ki adımızın oldugu levhayı taşıyan çekik gözlü kimseler ortalarda görünmüyordu..Tabi o sırada akıllarda binbir felaket senaryosu..."Otele de rez yaptırsaydık keşke! ""ya ortada kaldıysak!" diye ama dedim ya bu koreliler güvenilir adamlar , biraz gecikmeli de olsa, soluk soluğa da olsa, kahraman çekik gözlü rehberimiz bizi havaalanının o keşmekeşinden tam vaktinde kurtarmayı başardı.Hatta özel kore yemegi ve dondurması ısmarlayarak da yıldızlı pekiyi aldı...{#emotions_dlg.cheesy}
Otele yerleş,güzel de bi uyku çek... ohhh... Nasılsa yarın yolculuk başlıyor dedik kendimize..Öyle de yaptık ama ertesi gün daha büyük maceranın başladığını nerden bilebilirdik ...
Kahvaltının ardından ki dilim kahvaltı demeye varmıyor(cornflakes ve donut'tan başka bişey olmuyor genelde) başladık bizim turu aramaya, neden derseniz ortalık koreli ,japon,vs kaynıyor ki ben aralarında zaman geçirmiş olmama rağmen hala "şıp" diye bi koreliyi bi japon'dan ayırt edemiyorum...Neyse sora sora Bağdat bulunur hesabıyla biz de yeni arkadaşlarımızı bulup otobüsümüze yerleştik...Asıl eğlence bundan sonra başladı işte...
Şimdi hayal etmenizi istiyorum... Otobüse binen her kısa boylu ,esmer, çekik gözlü insan , gayet rahat tavırlarla arkalara yakın bir yere  oturmuş ıkı sarışın yeşil gözlü kız görüyor...Yüzlerindeki acayip bakışları görmenizi çok isterdim...



Yola çıkıp kendi içlerinde durumu değerlendirdikten sonra fazlaca meraklı olduğunu daha sonradan da anladıgımız bi abla bize dayanamayarak neden bu tura katıldınız dedı ( bizdeki de saflık sanırım, böyle bir soruya kendimizi hiç hazırlamamışız)...Kısa bir suskunluktan sonra "eglenceli olur" dedik , doğru cevabı başında verdiğimizi bilmeden hem de...
Turdan bahsedersek biraz da, turun tamamı Koreceydi oyle ingilizce falan beklemeyin sakın :)...Bu yüzden sokaklardan geçerken "aa sağa bakıyor hepsı onemlı birsey sanırım ,açiii sen de bak !!"şeklinde birbirimizi dürtmelerle tüm ayrıntıları yakalayabildik çok şükür...Eh bi de zaman ilerledikçe gönüllü rehberler de eklenince, bir anda çok dilli bir kültür turuna dönüştü olay...


Tek zor kısmı yemeklerdi..Yaşlılar uzakdoğu mutfağından başka yemek yiyemediğinden genelde hep bu tarz restaurantlara gidildi ben her ne kadar sonlara doğru isyan bayrağı açsam da... :)


Tüm yolculuk boyunca bize prensesmişiz gibi davrandılar ve gerçek manada koruyup kolladılar..En duygusal an ise, bir gece vize problemi nedeniyle Kanada'ya geçemediğimizden,onlardan ayrıldıktan sonra sabah yeniden karşılaşmamızda yaşandı...Otobüse adım attığımız anda genç yaşlı herkesin alkışlarıyla karşılandık..Çok keyifliydi çoookk... :)
5 gün boyunca şahane otellerde kalıp,değişik yemekler (ki açi bunların hastası oldu iyice) deneyip,farklı hayat hikayeleri dinleyip, yepyeni dünyalar keşfettik...
Dönüş ve ayrılış gerçekten hüzünlü oldu hatta kendimizi bir ara gerçekten boşlukta hissettik...
Amaaaaaa Newyork'un o koşturmacalı, zamanla yarışan hali bu hüznü sildi bir anda...
Türkiye'den ayarladığımız otelimize yerleştik...Bir daha yolum düşse başka otel kesinlikle aramam artık, şans nasıl yaver gitmisse daha merkezi bir yer bulamazdık sanırım...



Sonrasında başladık adım adım sokakları keşfetmeye...Biraz alışveriş,yer yer keyif için kahve molası, hediyelik eşya arayışları,sokak sanatçıları,fifth avenue,apple 'ın cam piramidi,central park,abercrombie'nin canlı mankeniyle sarmaş dolaş fotograf( ayyy bu kısmı şahaneydi Dil),empire state,tepesinde çalışan Türk'le sohbet,10 dolara ayakkabılar,obezler,muhteşem dondurmalar,kurabiyeler,pretzellll,sephorada makyaj denemeleri,victoria secretta herşeye saldırmaca,dinlemek için oturulan barda amacından sapmayan aklı başında(ki bizde yok eminim) insanlarla sohbetler,blablablaaaaa....
Daha onlarcası...Tadı damağımızda kalan 8 gün geçirdik...Dönüşü ayrı maceralıydı eh o da başka bir hikaye olsun artık....
Özlemişim yazmayı...Paslanmışım da...Hatalarım da affola...

7/10/2008

Geri döndüm....

Yine çok zaman geçmiş aradan...Ben yine boş durmayıp bu zaman dilimine bir sürü hayal kırıklığı,mutluluk,heyecan,gözyaşı ve ayrılıklar sığdırdım...
hadi bakalım başlayalım anlatmaya...Nereye kadar gücüm yeterse...

17/1/2008

Bir Sayfa Daha Açtım... :)

Veee mutlu son...

Sonunda günlerce planlaya planlaya bir hal olduğum doğumgünü organizasyonu başarıyla sonuçlandı.. :) Çok şükür..

Başarıyla diyorum çünkü geri bildirimleri alıp, son durumu şöyle bir yokladım.Sıkılan, halinden şikayetçi olan olmamış.:)) Hatta işin ekonomik boyutu olmasa bi daha ,bi daha yapalım denecek kadar memnun kaldık cümbür cemaat...

 

Gecenin başlarına dönersek benim hayal ettiğim gibi bi rakı masası etrafında başlamadı herşey...Uyduruk bir cafeden bozma, nevizade'de sotede kalmış bir bar bulduk kendimize.Uyduruk dedigime bakmayın ,o sacma sapan yerde bile oturacak yer zor bulduk..Hatta sığamadık kapılardan taşar olduk..Eh durum bu kadar zorlaşınca çareyi de sonraki mekana geçmekte bulduk...Oysa ki ne kadar da hevesliydim,şöyle oturalım kalabalıkça bi masanın etrafında,gelsin mezeler gitsin kadehler...Ohhh yanında da bol muhabbet,kaynaşan tanışan insanlar...Ama o karmaşa ve kalabalıkta hele de cumartesi günü taksimde 30 kişilik oturacak yer bulmak ya da ayırtmak ne mümkün..Eh ben de bu hayalden çabuk sıyrıldım çok şükür...

 

 

Önden öncü bir birlik gönderdik gidecegimiz dım-tıs'lı bara..Ama kara haber tez duyulur hesabı henuz saat 9 buçukta sığabileceğimiz alan olmadığı,içerinin altalta üstüste geldiğini ögrendik bulunduğumuz yere canlı bağlanan öncü birliğimizden...Görev bilincine baglı arkadaşlarımızmış çok şükür ki, "aman yer de yok dönelim" demeden hemen dibindeki durumundan bihaber olduğumuz başka bir "dımtısss dımtıssslı " bara kapağı atmışlar...Hem de tüm gruba ucretsiz giriş kıyağı çekerek...

Sonrası biraz düğün muhabbetiyle geçti diyebiirim..."Aaaa hoşgeldin",""Cok mutlu oldum seni gördüğüme", " Herşey yolunda mı?" "Ne içiyorsun sen?" vs... :)

Amaaaa alkol kana karışınca,kan da deverana başlayınca "hoppidi zıppıdi" sahneler yaşanmaya başladı bizden beklendiği üzre ,daha grup çıkmadan...Tabi hepimiz çok eğlenicez hevesiyle yollara döküldüğümüz için,ortama uymakta hiç zorluk çekmedik...Kaptığımız ve hatta kapattıgımız alana belli bir saate kadar yabancıları da sokmayınca bizbize eglendik ,costuk,içtik sarhoş olduk..Grup çıktığında ise artık bize kimse "dur" diyemezdi...

En son hatırladığım beni saat 4 civarlarında sahne önünden zar zor koparıp almaya çalıştıkları...

Nasıl hüzün çöktü anlatamam...Artık "30'a iki var" hüznü mü yoksa "bu kadar arkdaşım beni yalnız bırakmadı,seviyorlar beni galiba " duygusallığı mı ya da "ahhh boyle bi geceyi bi daha ne zaman yaşarız " hissi mi inanın bilmiyorum ama "yeniden yeniden yeniden" yaşamak istiyorum orası kesin...

Gelen,kutlayan,arayan herkese çooook ama çooook teşekkürler...

Yanımda sevdiklerim olduğu sürece 70'e gelmek de korkutmayacak beni eminim artık....

Seviyorum hepinizi...

Shule 

 

7/1/2008

2008 Benim yılım olacak... :)

Yeni yıl yeni yaş....

Zaman su gibi aktı bu sene gerçekten..

Yeni yıla Budapeşte'de gireceğim diye sevinirken,bu sene ne yapmalı sorusu çıktı ortaya yeniden.Eh o da kazasız belasız atlatılınca sıra pıtırın söylediği gibi "dooom günü" meselesine geldi.

Daha dün gibi yalnız bir yaşgünü gecirecegim fikri...Oysa ki tamamen farklı olmuştu herşey...Kalabalık bir arkadaş grubu...Ayakta kalan,şöyle bir uğrayıp gitmek zorunda kalan dostlar...Masa üstünde oynayıp şarkı türkü söyleyenler,dansözlere taş çıkartan , ciddi görmeye alışılmış ama alkolle çığrından çıkmış insan topluluğu...

En cok hangi yıl eğlenmiştin diye sorsanız 2007 favorim... :)

Bu sene de benze hedeflerle yola cıktık bakalım...Biraz şımarıklıkla ben çağırdım arkadaşlarımı atladıklarım ,unuttuklarım olmuştur kesinlikle ama kulaktan kulağa duyulur nasılsa...

:)

27 koca yıl arkada kalacak yaklaşık 1 hafta sonra...ehh cok sey değişti zamanla hatta değişenlenlerin başında ben geliyorum...Tavrım,inandıklarım,sevdiklerim,alışkanlıklarım baştan sona değişti.

Dersler almayı öğrendim başkalarından,herkese inanmamayı, yalnız da kaldığında ayakta durulabildiğini, herşeyi çok ciddiye almamak gerektiğini, insanlara hakettikleri kadar şans vermeyi,kırılmamak adına hayır diyebilmeyi....Daha bir çok şey....

2008 de 28 yaşındayım artık..30 lu yaşlar evet beni korkutuyor...Ama kaçış yok...Her yaşın getirdikleri,verdikleri farklı...

2008

28

8 benim uğurlu rakamım söylemiş miydim?

:)

24/12/2007

Madrid....ve Ben :)

İnsan içten istemeli bazı şeyleri sanırım...Öyle üstün körü olmamalı...Kafaya takmalı,"olmalı" demeli olmayacaksa da zorla oldurtmalı :)

Hanidir uçaklara bakıp "beni de götür uzaklaraaaaaaaa" diyordum...Uzaklara taaa şu çook merak ettiğim,görmeliyim dediğim yerlere götür beni...

Gezmeye başlamak bi hastalık sanırım,kurtuluşu olmayan.Bir kez keyfine varınca insan kanından çıkarıp atamıyor.Dönüş günü bile insanın aklında "sırada neresi var?" sorusu kurcalayıp duruyor...Boşu boşuna "otur oturduğun yerde bi süre gitmek yok" demeyin...İsteyince tüm şartlar öyle bir zorlanıyor ki!!!

Ne diyordum, uçaklara seslene seslene duyurdum kendimi sonunda...İspanya diyordum nicedir..Dediğim gibi de oldu...Niye bu ısrar derseniz bilmiyorum..Seviyorum İspanyolları sanırım..Kimbilir "Carlos" yüzünden biraz daha sempatik geliyorlar belki :) Bilenler bilir Carlito'mu :) Şaka bir yana üniversiteden beri İspanyolcaya merakım vardı zaten eh hazır iki kelime edebiliyorken gitmeli dedim kendime...Kendime dediğim yetmedi bi de bi arkadaşımı çıkardım baştan..O da dünden razı,düştük Madrid yollarına.

Çoğu "Gidilmez bu havada!" ,"Madrid'te bişey yok"!, "Ne gerek var?Başka yer mi kalmadı?" dedi.

Dinlemedik biz iki keçi.... :)

Evet belki çoğu insana cazip gelmez ama bize geldi...5 gün geçirdik ama bi o kadar daha lazımdı tadını çıkarmak için...Hava geldiğimize çok sevinmiş olacak hep güneşli yüzünü gösterdi Aralık ayında bize."Kazaklarınızla dolaşın dedi ne gerek var şu kalın montlara?" :) Bir bahar, bir bahar....

 

 

Uzun zamandır böyle yürüdüğümü bilmiyorum geceli gündüzlü,ama bir şehri başka türlü keşfedemiyor insan...Caddeler ,sokaklar, meydanlar ,kalabalıklar,yüzler...Her biri diğerinden farklı.Gecesi gündüzünden farklı....

Şehir Noel'e hazırlanıyordu...Daha bi ışıklı,gösterişliydi belki de normal halinden bilemem.Kalabalığın sebebi de buydu sanırım,ama Taksim'de ki kalabalıktan keyif alan ben, Sol meydanından hiç şikayet edemem değil mi?

 

 

Az uyku,bol yürüyüş,cepte metro biletleri,çantada haritalar...Nasıl keyifli anlatamam bugün nereye gitmeli diye düşünmek. Reina Sofia mı,Prado müzesi mi? Ya da boşverip Parque del Retiro da gezinmek mi bol oksijen soluyarak..."Aaaa dün Gran Via'da ki dükkanları gördün mü,açıksa oradan 17 çift babet alalim hıı ne dersin?" :)

Açık mı sorusu hep soruluyor İspanya'da.Rahat insanlar hatta nasıl para kazandıklarını anlamak biraz zor.Sanırım 5 saat falan çalışıyorlar,öyle her istediğiniz de karnınızı doyurmanız da zor.Zulada iki üç bisküvi olması şart ! :)

Oturarak yemeği hayal bile etmeyin, ayakta yemek makbul burda.Öyle uzun kuyruklar bekleyerek hem de.Bir tapas barın önüne dizilip atıştıracaksınız artık ne kadar anlarsanız menüden..:) Bu arada hatırlatma Paella diye tutturmayın sakın aksam aksam,garson sizi azarlayabilir belki :) Kısacası zor zanaat yemek işi,özen ister Madrid'te... :)

 

 

Şehrin yoğunluğu,koşuşturmacası yorarsa sizi biraz dışına çıkmak gerek..Toledo'ya mesela,hani şu tek çivi çakılmayan olduğu gibi bırakılan şehre..Kırık,dökük viran sanmayın,sadece yenileme var "yeni" yok!

Sakin,küçük,daracık sokaklarıyla şirin bir kasaba gibi....

 

 

 

Başa dönersek yine, sokaklarda başıboş dolaşmanın tadına vardık diyebilirim.Keşfettik dilediğimiz gibi...Yerel bir rehberimiz vardı gerçi bize Prado'da eşlik eden..(Thanks!!! :))

Birkaç günümüz daha olsun isterdim doğrusu ama bu seferlik bu kadar...Elimizde sadece gülümsediğimiz anlar ve bu fotoğraflar var ....

Al mal tiempo buena cara!! Ben yine böyle yollara düşsem ya peşi sıra fotoğrafımı çekenlerle ... :)

 

 

 

Hasta Luego Amigos!!!

:) Muchos Besos....

 

15/8/2007

Büyüdük...

Çok mutlu çocuklardık...

Ne dert vardı ne tasa..Hayattaki en büyük derdim sınıf başkanına aşık olmamdı herhalde..Başka ne vardı diye zorluyorum kendimi bulmak için..Yok!!

Belki de vardı da hatırlamıyorum... :) Demek ki kıyaslanamaz şimdikilerle...

Bir sürü arkadaş geldi gitti o günden bugüne..Bir kısmı hayatımda kaldı ,bir kısmı ismiyle birkaç fotograf bıraktı elimde..Hepsi bu...

 

İşte hala hayatımda olanlardan biri...Küçücük bir kızdı tanıştığımızda...Çok hayaller paylaştık,dertleştik,ağlaştık,kıkırdadık..

Onun yaptıklarını anlatsam sığmaz buralara kaç okul bitirdi sayamıyorum artık..

Ama bir başka yönü daha var....Şahane bir sesi var ...

Dinleyin bakalım sevecek misiniz Çiğdem'i benim kadar?

 

http://www.youtube.com/watch?v=xrEoOS2i1xI

 

 

 

 

 

7/8/2007

Dağıttım çoktan... :)

 

 

İşte sonunda gördüğünüz gibi dağıttım... :) Ortada kendinden geçmişcesine dağıtmış oynayan kesinlikle benim.Hatta o ayakların o duruşuyla nasıl dengede kalmışım inanın bilmiyorum :))

Geçtiğimiz cumartesi Melenk'imin nişanı vardı..Yolu yarıladık sayılır..Ekim'e ne kaldı şurda değil mi?

Sabahtan başladı hazırlıklar...Kuaföre gidildi, saç makyaj derken bir baktık akşam olmuş...Misafirler tek tek başladı gelmeye ,son rötüşlar hazırlıklar derken sıra geldi yüzüklere....

Eh ebedi halkalar da parmağa geçirilince kanı kaynayanları kim durdurabilir?Ne tekleyen müzik sesi durdurabildi bizi ne de hiç tanımadığın insanlarla karşı karşıya oynama durumu....

Ohh vur patlasın ,çal oynasın :))Sanırım maksat mutluluğu dışa vumak ..Zaman mekan farketmiyor çoğu zaman...Mutlu muyuz? Eh ne diye duralım durdugumuz yerde oyleyse.... :))

Valla ben kendi adıma söyliym inanılmaz eğlendim..Ne zamandır şöyle bi tepinsek eğlensek diyorduk ,bu da bahanesi oldu valla... :)

Melenk'im hep yüzün o gece ki gibi güler umarım :)

22/7/2007

Kavgalıyım kendimle...

Hayat kavgalarla dolu...Hatta ta kendisi...Ben çok usandım tüm bunlardan...

Bundan önceki ufacık yazı sinir anında yazılmıştı..Şimdiyse devamını anlatmaya bile gerek duymuyorum...

Küçük bir zaman dilimi kimi zaman yetiyor ufak çiziklerin üzerini kapatmaya...Yaralar demiyorum dikkatinizi çekerim..Hele hele derin yaraları ne kadarlık zaman dilimi iyileştirir hiç bilmiyorum...Kişiden kişiye değişiyor bence..Bazen sadece biraz üstü örtülüyor o kadar.Kimi zaman bile bile görmezden gelip biz kapatıyoruz...İyi de yapıyoruz galiba..!!!

Bu üzüntüler hep sürse kim dayanabilir ki...

Neden kavgalara taktım bu kadar?? Kendimle kavgalıyım bu ara...Halimi tavrımı beğenmiyorum..Yaptıklarıma kusur buluyorum çoğu kez..

Hiç olmadığı kadar yalnızım bu aralar..Kendimi dinlemeye çok fazla vaktim oldu bir süredir...

Gelgitler, acele kararlar ,anlamsız başlangıçlar bi o kadar manasız bitişler...Bir dolu şey oldu bitti ben de bir süre geri çekildim.Çekildim çünkü çoook yoruldum...

Çekilince de kavgam başladı...Gerçi herkesin hayatında böyle dönemler var biliyorum..Benim ki en yoğun dönemini yaşıyor sanırım o yüzden bu kadar kırgınım kendime...İnsan kendisiyle didişir mi demeyin!! Oluyor gerçekten ...Kendine güvenini sorgulamaya başlıyor bi süre sonra..Bir süredir yaşadığın bu yalnızlığı bi ömür sürdürebilmeye hazır mıyım demeye başlıyorsun! Alıp başımı gitsem bişeyleri geride bıraksam kendi ayaklarım üzerinde durabilme gücü var mı bende diyorsun kendi kendine!!

Bu sorunun cevabı bazen evet oluyor bazen hayır bazense belki...

Sanırım bu kadar kendimle başbaşa kalmasam da bu kavgalar kendimle uğraşmalarım hiç bitmeyecek..Çünkü hep karşımıza seçenekler çıkıyor ve her seferinde seçmediğimiz diğeri kaybettiğimiz ve sonucunu bilmediğimiz oluyor...Bilmediğimiz şeyler hep cazip gelmez mi zaten?? :) Eh bende de bu kararsızlık varken bu mu diğeri mi derken seçenekleri elemek yerine kendi huzurumu bozmak konusunda daha başarılı oluyorum...

Bu aralar kafamda ki düşünce öncekilerden biraz daha farklı...Şimdiye dek elimdekileri tutmak mı yoksa yeniden başlamak mı kararı aslında....Ama daha fazla zamana ihtiyacım var bu kez...Emin olana dek...Ve bu kez pişman olmadan...

 

 

Kavga kavga dedim dilime dolandı su nakarat....Çok severim bu şarkıyı...

 

Gece bitmez gündüz bitmez
Bu yalnızlık hiç bitmez
Ne kavgam bitti ne sevdam
Ömür geçer gönül geçmez

 

Dilerim hepimiz kendi kavgamızın, kendi hayatımızın kazananı oluruz günün birinde....

 

Shushu...

 

7/5/2007

Düğünümüz var haydi eller havaya... :)

Ohhh şu kasavetli havayı bir dağıtmak lazım artık yazılarda...

Hava bile ısındı bakın!!! Yoksa siz Mayıs'tan mı sanıyorsunuz bu güzel günlerin sebebini...hayır açan güneş benim Melenk'imin yüzünden...

Melenk kendi kanatlarıyla ucacak cok yakında...Yakışıklı prensini buldu sonunda...Eh prens de tamam olduğuna göre hazılıklar baslasııınnnnn!!! Şatoyu döşemek lazım...Koltuklar,perdeler,tencereler,tavalar,incik boncuk süslemeler..Off ne kadar çok şey var...Sana ne oluyor demeyin kardeşim olur kendisi ucundan bucağından dokunuyor olay elbette...Aslında benim durumumda pek de ucu bucağı kalmıyor tam ortasındayım diyebilirim..

Geçen haftalarda yaz geliyor " yaza merhaba yazısı" yazsana diyordu...Yazamadan bu olay çıktı karşımıza...yapacaklarımıza ,istediklerimize onlarcası daha eklendi şimdi...Olsun benim şikayetim yok...Darısı isteyenlerin başına :) Yalnız tek bir problem var...İlerleyen kısımlar biraz gözü yaşlı geçecek galiba..Gerçi ben Kına gecesinde,nişanda ve düğünde bi şişe "pasiflora" içip gamsız kedersiz , göz yaşından uzak kalmayı planlıyorum ama bakalım ...

 

Hımm ne diyordum...Melenkle bişey başlatmıştık yazın yapmak istediklerimizi yazıyorduk...

Devam edelim bakalım...

Yaz gelse...

ince kıyafetlerimizi çıkarsak dolabın derinliklerinden,

boğazlı kazakları yok etsek,

vişne,kiraz,kavun ,karpuz yesek,

tatile nereye gidelim desek,

yüzsek,yüzsek,yüzsek,

güneşlensek,güneşlensek,güneslensek :)

açıkhavada konserlere gitsek,

kalabalık piknikler yapsak,

adaya gitsek,

vapura binsek,

iyot kokusunu içimize çeksek,

yaz akşamlarında hanımeli kokularıyla otursak,

yıldızların altında dedikodu yapsak,

sabahlasak,

yıldız kayınca dilek tutsak,

güneşten yanan yerlere krem sürüp ferahlasak  :)

bahceye meyve cekirdekleri atsak,

annemin çiçeklerini sulasak,

yan bahcedeki ağaçtan şeftali aşırsak,

bronz,bronz,bronz olsak,

alışverişe çıksak yastık,perde,tabak,çanak,çatal kaşık alsak,

bangır bangır müzik dinleyip tepinip şarkı söylesek,

kahve içip fal baksak,

gelinlik seçsek,

dekolte gece kıyafeti begenip özgürü çıldırtsak!!

üç sarı hayali kursak :) (benımkı hayal degil artık  verecekler dusunsun :)  )

....

 

uzayıp gider bu boyle...mutlu olalım hep böyle ya :))

Yaz geldi yaşasın !!!!