« Önceki | Sonraki »

17/1/2008

Bir Sayfa Daha Açtım... :)

Veee mutlu son...

Sonunda günlerce planlaya planlaya bir hal olduğum doğumgünü organizasyonu başarıyla sonuçlandı.. :) Çok şükür..

Başarıyla diyorum çünkü geri bildirimleri alıp, son durumu şöyle bir yokladım.Sıkılan, halinden şikayetçi olan olmamış.:)) Hatta işin ekonomik boyutu olmasa bi daha ,bi daha yapalım denecek kadar memnun kaldık cümbür cemaat...

 

Gecenin başlarına dönersek benim hayal ettiğim gibi bi rakı masası etrafında başlamadı herşey...Uyduruk bir cafeden bozma, nevizade'de sotede kalmış bir bar bulduk kendimize.Uyduruk dedigime bakmayın ,o sacma sapan yerde bile oturacak yer zor bulduk..Hatta sığamadık kapılardan taşar olduk..Eh durum bu kadar zorlaşınca çareyi de sonraki mekana geçmekte bulduk...Oysa ki ne kadar da hevesliydim,şöyle oturalım kalabalıkça bi masanın etrafında,gelsin mezeler gitsin kadehler...Ohhh yanında da bol muhabbet,kaynaşan tanışan insanlar...Ama o karmaşa ve kalabalıkta hele de cumartesi günü taksimde 30 kişilik oturacak yer bulmak ya da ayırtmak ne mümkün..Eh ben de bu hayalden çabuk sıyrıldım çok şükür...

 

 

Önden öncü bir birlik gönderdik gidecegimiz dım-tıs'lı bara..Ama kara haber tez duyulur hesabı henuz saat 9 buçukta sığabileceğimiz alan olmadığı,içerinin altalta üstüste geldiğini ögrendik bulunduğumuz yere canlı bağlanan öncü birliğimizden...Görev bilincine baglı arkadaşlarımızmış çok şükür ki, "aman yer de yok dönelim" demeden hemen dibindeki durumundan bihaber olduğumuz başka bir "dımtısss dımtıssslı " bara kapağı atmışlar...Hem de tüm gruba ucretsiz giriş kıyağı çekerek...

Sonrası biraz düğün muhabbetiyle geçti diyebiirim..."Aaaa hoşgeldin",""Cok mutlu oldum seni gördüğüme", " Herşey yolunda mı?" "Ne içiyorsun sen?" vs... :)

Amaaaa alkol kana karışınca,kan da deverana başlayınca "hoppidi zıppıdi" sahneler yaşanmaya başladı bizden beklendiği üzre ,daha grup çıkmadan...Tabi hepimiz çok eğlenicez hevesiyle yollara döküldüğümüz için,ortama uymakta hiç zorluk çekmedik...Kaptığımız ve hatta kapattıgımız alana belli bir saate kadar yabancıları da sokmayınca bizbize eglendik ,costuk,içtik sarhoş olduk..Grup çıktığında ise artık bize kimse "dur" diyemezdi...

En son hatırladığım beni saat 4 civarlarında sahne önünden zar zor koparıp almaya çalıştıkları...

Nasıl hüzün çöktü anlatamam...Artık "30'a iki var" hüznü mü yoksa "bu kadar arkdaşım beni yalnız bırakmadı,seviyorlar beni galiba " duygusallığı mı ya da "ahhh boyle bi geceyi bi daha ne zaman yaşarız " hissi mi inanın bilmiyorum ama "yeniden yeniden yeniden" yaşamak istiyorum orası kesin...

Gelen,kutlayan,arayan herkese çooook ama çooook teşekkürler...

Yanımda sevdiklerim olduğu sürece 70'e gelmek de korkutmayacak beni eminim artık....

Seviyorum hepinizi...

Shule 

 

7/1/2008

2008 Benim yılım olacak... :)

Yeni yıl yeni yaş....

Zaman su gibi aktı bu sene gerçekten..

Yeni yıla Budapeşte'de gireceğim diye sevinirken,bu sene ne yapmalı sorusu çıktı ortaya yeniden.Eh o da kazasız belasız atlatılınca sıra pıtırın söylediği gibi "dooom günü" meselesine geldi.

Daha dün gibi yalnız bir yaşgünü gecirecegim fikri...Oysa ki tamamen farklı olmuştu herşey...Kalabalık bir arkadaş grubu...Ayakta kalan,şöyle bir uğrayıp gitmek zorunda kalan dostlar...Masa üstünde oynayıp şarkı türkü söyleyenler,dansözlere taş çıkartan , ciddi görmeye alışılmış ama alkolle çığrından çıkmış insan topluluğu...

En cok hangi yıl eğlenmiştin diye sorsanız 2007 favorim... :)

Bu sene de benze hedeflerle yola cıktık bakalım...Biraz şımarıklıkla ben çağırdım arkadaşlarımı atladıklarım ,unuttuklarım olmuştur kesinlikle ama kulaktan kulağa duyulur nasılsa...

:)

27 koca yıl arkada kalacak yaklaşık 1 hafta sonra...ehh cok sey değişti zamanla hatta değişenlenlerin başında ben geliyorum...Tavrım,inandıklarım,sevdiklerim,alışkanlıklarım baştan sona değişti.

Dersler almayı öğrendim başkalarından,herkese inanmamayı, yalnız da kaldığında ayakta durulabildiğini, herşeyi çok ciddiye almamak gerektiğini, insanlara hakettikleri kadar şans vermeyi,kırılmamak adına hayır diyebilmeyi....Daha bir çok şey....

2008 de 28 yaşındayım artık..30 lu yaşlar evet beni korkutuyor...Ama kaçış yok...Her yaşın getirdikleri,verdikleri farklı...

2008

28

8 benim uğurlu rakamım söylemiş miydim?

:)

24/12/2007

Madrid....ve Ben :)

İnsan içten istemeli bazı şeyleri sanırım...Öyle üstün körü olmamalı...Kafaya takmalı,"olmalı" demeli olmayacaksa da zorla oldurtmalı :)

Hanidir uçaklara bakıp "beni de götür uzaklaraaaaaaaa" diyordum...Uzaklara taaa şu çook merak ettiğim,görmeliyim dediğim yerlere götür beni...

Gezmeye başlamak bi hastalık sanırım,kurtuluşu olmayan.Bir kez keyfine varınca insan kanından çıkarıp atamıyor.Dönüş günü bile insanın aklında "sırada neresi var?" sorusu kurcalayıp duruyor...Boşu boşuna "otur oturduğun yerde bi süre gitmek yok" demeyin...İsteyince tüm şartlar öyle bir zorlanıyor ki!!!

Ne diyordum, uçaklara seslene seslene duyurdum kendimi sonunda...İspanya diyordum nicedir..Dediğim gibi de oldu...Niye bu ısrar derseniz bilmiyorum..Seviyorum İspanyolları sanırım..Kimbilir "Carlos" yüzünden biraz daha sempatik geliyorlar belki :) Bilenler bilir Carlito'mu :) Şaka bir yana üniversiteden beri İspanyolcaya merakım vardı zaten eh hazır iki kelime edebiliyorken gitmeli dedim kendime...Kendime dediğim yetmedi bi de bi arkadaşımı çıkardım baştan..O da dünden razı,düştük Madrid yollarına.

Çoğu "Gidilmez bu havada!" ,"Madrid'te bişey yok"!, "Ne gerek var?Başka yer mi kalmadı?" dedi.

Dinlemedik biz iki keçi.... :)

Evet belki çoğu insana cazip gelmez ama bize geldi...5 gün geçirdik ama bi o kadar daha lazımdı tadını çıkarmak için...Hava geldiğimize çok sevinmiş olacak hep güneşli yüzünü gösterdi Aralık ayında bize."Kazaklarınızla dolaşın dedi ne gerek var şu kalın montlara?" :) Bir bahar, bir bahar....

 

 

Uzun zamandır böyle yürüdüğümü bilmiyorum geceli gündüzlü,ama bir şehri başka türlü keşfedemiyor insan...Caddeler ,sokaklar, meydanlar ,kalabalıklar,yüzler...Her biri diğerinden farklı.Gecesi gündüzünden farklı....

Şehir Noel'e hazırlanıyordu...Daha bi ışıklı,gösterişliydi belki de normal halinden bilemem.Kalabalığın sebebi de buydu sanırım,ama Taksim'de ki kalabalıktan keyif alan ben, Sol meydanından hiç şikayet edemem değil mi?

 

 

Az uyku,bol yürüyüş,cepte metro biletleri,çantada haritalar...Nasıl keyifli anlatamam bugün nereye gitmeli diye düşünmek. Reina Sofia mı,Prado müzesi mi? Ya da boşverip Parque del Retiro da gezinmek mi bol oksijen soluyarak..."Aaaa dün Gran Via'da ki dükkanları gördün mü,açıksa oradan 17 çift babet alalim hıı ne dersin?" :)

Açık mı sorusu hep soruluyor İspanya'da.Rahat insanlar hatta nasıl para kazandıklarını anlamak biraz zor.Sanırım 5 saat falan çalışıyorlar,öyle her istediğiniz de karnınızı doyurmanız da zor.Zulada iki üç bisküvi olması şart ! :)

Oturarak yemeği hayal bile etmeyin, ayakta yemek makbul burda.Öyle uzun kuyruklar bekleyerek hem de.Bir tapas barın önüne dizilip atıştıracaksınız artık ne kadar anlarsanız menüden..:) Bu arada hatırlatma Paella diye tutturmayın sakın aksam aksam,garson sizi azarlayabilir belki :) Kısacası zor zanaat yemek işi,özen ister Madrid'te... :)

 

 

Şehrin yoğunluğu,koşuşturmacası yorarsa sizi biraz dışına çıkmak gerek..Toledo'ya mesela,hani şu tek çivi çakılmayan olduğu gibi bırakılan şehre..Kırık,dökük viran sanmayın,sadece yenileme var "yeni" yok!

Sakin,küçük,daracık sokaklarıyla şirin bir kasaba gibi....

 

 

 

Başa dönersek yine, sokaklarda başıboş dolaşmanın tadına vardık diyebilirim.Keşfettik dilediğimiz gibi...Yerel bir rehberimiz vardı gerçi bize Prado'da eşlik eden..(Thanks!!! :))

Birkaç günümüz daha olsun isterdim doğrusu ama bu seferlik bu kadar...Elimizde sadece gülümsediğimiz anlar ve bu fotoğraflar var ....

Al mal tiempo buena cara!! Ben yine böyle yollara düşsem ya peşi sıra fotoğrafımı çekenlerle ... :)

 

 

 

Hasta Luego Amigos!!!

:) Muchos Besos....

 

15/8/2007

Büyüdük...

Çok mutlu çocuklardık...

Ne dert vardı ne tasa..Hayattaki en büyük derdim sınıf başkanına aşık olmamdı herhalde..Başka ne vardı diye zorluyorum kendimi bulmak için..Yok!!

Belki de vardı da hatırlamıyorum... :) Demek ki kıyaslanamaz şimdikilerle...

Bir sürü arkadaş geldi gitti o günden bugüne..Bir kısmı hayatımda kaldı ,bir kısmı ismiyle birkaç fotograf bıraktı elimde..Hepsi bu...

 

İşte hala hayatımda olanlardan biri...Küçücük bir kızdı tanıştığımızda...Çok hayaller paylaştık,dertleştik,ağlaştık,kıkırdadık..

Onun yaptıklarını anlatsam sığmaz buralara kaç okul bitirdi sayamıyorum artık..

Ama bir başka yönü daha var....Şahane bir sesi var ...

Dinleyin bakalım sevecek misiniz Çiğdem'i benim kadar?

 

http://www.youtube.com/watch?v=xrEoOS2i1xI

 

 

 

 

 

7/8/2007

Dağıttım çoktan... :)

 

 

İşte sonunda gördüğünüz gibi dağıttım... :) Ortada kendinden geçmişcesine dağıtmış oynayan kesinlikle benim.Hatta o ayakların o duruşuyla nasıl dengede kalmışım inanın bilmiyorum :))

Geçtiğimiz cumartesi Melenk'imin nişanı vardı..Yolu yarıladık sayılır..Ekim'e ne kaldı şurda değil mi?

Sabahtan başladı hazırlıklar...Kuaföre gidildi, saç makyaj derken bir baktık akşam olmuş...Misafirler tek tek başladı gelmeye ,son rötüşlar hazırlıklar derken sıra geldi yüzüklere....

Eh ebedi halkalar da parmağa geçirilince kanı kaynayanları kim durdurabilir?Ne tekleyen müzik sesi durdurabildi bizi ne de hiç tanımadığın insanlarla karşı karşıya oynama durumu....

Ohh vur patlasın ,çal oynasın :))Sanırım maksat mutluluğu dışa vumak ..Zaman mekan farketmiyor çoğu zaman...Mutlu muyuz? Eh ne diye duralım durdugumuz yerde oyleyse.... :))

Valla ben kendi adıma söyliym inanılmaz eğlendim..Ne zamandır şöyle bi tepinsek eğlensek diyorduk ,bu da bahanesi oldu valla... :)

Melenk'im hep yüzün o gece ki gibi güler umarım :)

22/7/2007

Kavgalıyım kendimle...

Hayat kavgalarla dolu...Hatta ta kendisi...Ben çok usandım tüm bunlardan...

Bundan önceki ufacık yazı sinir anında yazılmıştı..Şimdiyse devamını anlatmaya bile gerek duymuyorum...

Küçük bir zaman dilimi kimi zaman yetiyor ufak çiziklerin üzerini kapatmaya...Yaralar demiyorum dikkatinizi çekerim..Hele hele derin yaraları ne kadarlık zaman dilimi iyileştirir hiç bilmiyorum...Kişiden kişiye değişiyor bence..Bazen sadece biraz üstü örtülüyor o kadar.Kimi zaman bile bile görmezden gelip biz kapatıyoruz...İyi de yapıyoruz galiba..!!!

Bu üzüntüler hep sürse kim dayanabilir ki...

Neden kavgalara taktım bu kadar?? Kendimle kavgalıyım bu ara...Halimi tavrımı beğenmiyorum..Yaptıklarıma kusur buluyorum çoğu kez..

Hiç olmadığı kadar yalnızım bu aralar..Kendimi dinlemeye çok fazla vaktim oldu bir süredir...

Gelgitler, acele kararlar ,anlamsız başlangıçlar bi o kadar manasız bitişler...Bir dolu şey oldu bitti ben de bir süre geri çekildim.Çekildim çünkü çoook yoruldum...

Çekilince de kavgam başladı...Gerçi herkesin hayatında böyle dönemler var biliyorum..Benim ki en yoğun dönemini yaşıyor sanırım o yüzden bu kadar kırgınım kendime...İnsan kendisiyle didişir mi demeyin!! Oluyor gerçekten ...Kendine güvenini sorgulamaya başlıyor bi süre sonra..Bir süredir yaşadığın bu yalnızlığı bi ömür sürdürebilmeye hazır mıyım demeye başlıyorsun! Alıp başımı gitsem bişeyleri geride bıraksam kendi ayaklarım üzerinde durabilme gücü var mı bende diyorsun kendi kendine!!

Bu sorunun cevabı bazen evet oluyor bazen hayır bazense belki...

Sanırım bu kadar kendimle başbaşa kalmasam da bu kavgalar kendimle uğraşmalarım hiç bitmeyecek..Çünkü hep karşımıza seçenekler çıkıyor ve her seferinde seçmediğimiz diğeri kaybettiğimiz ve sonucunu bilmediğimiz oluyor...Bilmediğimiz şeyler hep cazip gelmez mi zaten?? :) Eh bende de bu kararsızlık varken bu mu diğeri mi derken seçenekleri elemek yerine kendi huzurumu bozmak konusunda daha başarılı oluyorum...

Bu aralar kafamda ki düşünce öncekilerden biraz daha farklı...Şimdiye dek elimdekileri tutmak mı yoksa yeniden başlamak mı kararı aslında....Ama daha fazla zamana ihtiyacım var bu kez...Emin olana dek...Ve bu kez pişman olmadan...

 

 

Kavga kavga dedim dilime dolandı su nakarat....Çok severim bu şarkıyı...

 

Gece bitmez gündüz bitmez
Bu yalnızlık hiç bitmez
Ne kavgam bitti ne sevdam
Ömür geçer gönül geçmez

 

Dilerim hepimiz kendi kavgamızın, kendi hayatımızın kazananı oluruz günün birinde....

 

Shushu...

 

7/5/2007

Düğünümüz var haydi eller havaya... :)

Ohhh şu kasavetli havayı bir dağıtmak lazım artık yazılarda...

Hava bile ısındı bakın!!! Yoksa siz Mayıs'tan mı sanıyorsunuz bu güzel günlerin sebebini...hayır açan güneş benim Melenk'imin yüzünden...

Melenk kendi kanatlarıyla ucacak cok yakında...Yakışıklı prensini buldu sonunda...Eh prens de tamam olduğuna göre hazılıklar baslasııınnnnn!!! Şatoyu döşemek lazım...Koltuklar,perdeler,tencereler,tavalar,incik boncuk süslemeler..Off ne kadar çok şey var...Sana ne oluyor demeyin kardeşim olur kendisi ucundan bucağından dokunuyor olay elbette...Aslında benim durumumda pek de ucu bucağı kalmıyor tam ortasındayım diyebilirim..

Geçen haftalarda yaz geliyor " yaza merhaba yazısı" yazsana diyordu...Yazamadan bu olay çıktı karşımıza...yapacaklarımıza ,istediklerimize onlarcası daha eklendi şimdi...Olsun benim şikayetim yok...Darısı isteyenlerin başına :) Yalnız tek bir problem var...İlerleyen kısımlar biraz gözü yaşlı geçecek galiba..Gerçi ben Kına gecesinde,nişanda ve düğünde bi şişe "pasiflora" içip gamsız kedersiz , göz yaşından uzak kalmayı planlıyorum ama bakalım ...

 

Hımm ne diyordum...Melenkle bişey başlatmıştık yazın yapmak istediklerimizi yazıyorduk...

Devam edelim bakalım...

Yaz gelse...

ince kıyafetlerimizi çıkarsak dolabın derinliklerinden,

boğazlı kazakları yok etsek,

vişne,kiraz,kavun ,karpuz yesek,

tatile nereye gidelim desek,

yüzsek,yüzsek,yüzsek,

güneşlensek,güneşlensek,güneslensek :)

açıkhavada konserlere gitsek,

kalabalık piknikler yapsak,

adaya gitsek,

vapura binsek,

iyot kokusunu içimize çeksek,

yaz akşamlarında hanımeli kokularıyla otursak,

yıldızların altında dedikodu yapsak,

sabahlasak,

yıldız kayınca dilek tutsak,

güneşten yanan yerlere krem sürüp ferahlasak  :)

bahceye meyve cekirdekleri atsak,

annemin çiçeklerini sulasak,

yan bahcedeki ağaçtan şeftali aşırsak,

bronz,bronz,bronz olsak,

alışverişe çıksak yastık,perde,tabak,çanak,çatal kaşık alsak,

bangır bangır müzik dinleyip tepinip şarkı söylesek,

kahve içip fal baksak,

gelinlik seçsek,

dekolte gece kıyafeti begenip özgürü çıldırtsak!!

üç sarı hayali kursak :) (benımkı hayal degil artık  verecekler dusunsun :)  )

....

 

uzayıp gider bu boyle...mutlu olalım hep böyle ya :))

Yaz geldi yaşasın !!!!

 

 

 

 

 

19/4/2007

DÜĞÜM DÜĞÜM...

Az sonra okuyacağınız yazıyı eski notlarımı ararken bir ajandamın içinde buldum...Tarih 24 Mart 2006'yı gösteriyor.Şimdi size çok zor açıklayabileceğim bir ruh hali içindeydim...Zaman geçti elbette ama saırım "ben" hala aynı "ben"im!

******************************************************************

Neden insanın yaşamak istedikleri boğazına düğümlenip kalır??Yine öyle bir dönemden geçiyorum,tam hayatımın eksik parçalarından birini tamamlamaya heveslenmişken ,boğazımda kocaman bir düğüm!!!

 Düğüm...ne acayip birşey!! Dümdüz bir ipin kendi içinde dönüşüyle oluşan içinden çıkılması zor döngü tıpkı insanın kendi içine çekilip kaybolup gitmesi gibi...Türk dil kurumu nasıl tanımlar bilmiyorum ama benim tanımım bu...Sıktıkça hiç içinden çıkılamayan...Sonuçta ya birlikte yaşamayı kabul ettiğin ya da makası alıp dibinden kestiğin...

İşte kesip atamadıklarım yüzünden boğazımda kocaman bir düğüm var...ne yutabildiğim ne de kurtulabildiğim..Orada kocaman bir yumru var durdukça canımı yakan...ağırlığıyla nefes aldırmayan...

Süprizleriyle güzel biliyorum hayat...ama herşeyiyle kabullenmek zor geliyor bana sanırım..Kırılganlığım tutuyor,birileri beni daima korusun kollasın istiyorum...Ama...Olmuyor....

Hatalarımı sık tekrarlamamaya çalışıyorum çoğu zaman ama dönüp dolaşıyor sanırım başımda.Ben kaçtıkça beni kovalıyorlar..."Tamam artık dersimi aldım" desem de beni dinleyen yok...Aynı tuzaklar yine hayatımın bir köşesine kuruluveriyor ve ben yine iyiniyetimle herşeyin başına dönüyorum....

Aslında minnetarım birçok şeye,saçma sapan tesadüfler çoğu zaman kenardan köşeden döndürebiliyor beni...Ve ben böyle durumlarda kocaman bir "OHH" çekip"Çok şükür Allahım" diyorum."Sevgili kulunum sanırım!!!!"Canımın yanması azalıyor sanki "daha beteri olsaydı" avuntusu bastırıyor açık yaraların üzerini...

Herşeye rağmen boğazımda hala bir düğüm var,yarım kalmışlıkların,her seferinde yeniden tekrarlananların ya da hiç başlamadıklarımın izleri...Yutkunmaya çalışacağım bir süre daha...Kimbilir??? ....?? Şükredecek yeni birşeyler bulana dek belki de...

***

Komik bir itiraf: Bu satırları ofisin bir köşesinde birilerine yazarken yakalanma korkusuyla bir kağıt parçasına yazdım.Daha sonra temize çekilecek hala okunabilir durumdaysa...Şu anı değerlendirip yazmasaydım çok kötü hissedecektim kendimi...Belki aklımdan geçenlerin hepsini yazıya dökememek sıkıntı verici ama olabildiği kadarıyla artık....

 

31/3/2007

Takdir bekliyorum :)

Ya valla önceki yazımı az önce yayınladım ama bazı yerleri eksik bırakmışım başlıktaki gibi takdir edildiğimi öğrenmem lazım. :) Şımarmak benim de hakkım..

Biraz dert yanmak istiyorum,yakın çevremdekiler fazlasıyla nasiplerini alıyorlar aynı şeyleri dinlemekten ama ben daha geniş kitlelere derdimi anlatıp paylaşmak istiyorum...

Ya duyan da önemli birşey var zanneder !!yok yok paniğe gerek yok!!...

Sadece yaşam tempom biraz fazla hızlı sanırım...Aylardır ilk defa bir cumartesi akşamını evimde geçiriyorum...Enteresan geldi hızımı alamadm ikinci yazımı yazıyorum.:)

Hafta içi sabah 6 da kalkıp işe gidiyorum mesela..Servis var neyse ki ama bir buçuk saatte varabildiği için insanın ruhu daralıyo diyebiliriz...Ofiste sinir stress biyerlere yetişme,birşeyleri yetiştirme çabası....Zaten saç baş dökmeye yeter...Pazartesi trafik çok yoğun genelde ama ortalamaya vurursak saat 20.30 gibi evime varmış oluyorum tabi spor günü değilse...Hafta içi iki akşamı spora ayırdık aslında asıl plan 3 gün olması umarım bu hafta onu da başaracağız.pzt-çrş-cuma böyle geçiyor desek salı ve perşembe aksamları boş kalıyor...Yani öyle görünüyor aslında ama değil!! cumartesi günleri ispanyolca kursum olduğu için ödevleri yetiştirmem gerekiyor hatta mümkünse çalışmam! Pek uygulayabiliyorum diyemem :( Sonra da gayet yakışıklı ispanyol öğretmenimden azar yiyorum...Reva mı bu bana? :(

Hafta içi akşamları bir de fırsat bulursam , danışmanlık yaptığım firmanın işlerini takip etmeye çalışıyorum eğer monitor karşısında uyuyakalmazsam... :) Şaka şaka sadece yatağımda ders çalışmaya ya da kitap okumaya çabaladığımda uyuya kalıyorum henüz monitor önünü mesken edinmişliğim olmadı... :)

Cumartesi ogleden sonraya kadar kursla gecıyor..Genelde arkadaslarımı haftalara böleek görebiliyorum...Çok zor hayatım var çokkk zor...

Şimdi ise yeni bir şeye heves ettim ...Diyorum ki Salı akşamları dans kursu var pazar günleri de öğrendiklerimi pekiştirebileceğim bir pratik sınıfı...Katılsam mı acaba???

Yaz da geliyor günübirlik geziler organize etmek,piknikler ayarlamak,açık hava konserlerini de kaçırmamak lazım!Offfff....

Haftanın 10 güne çıkarılmasını talep ediyorum!!! Yetkililere duyurulur!!!

:)

 

 

31/3/2007

Çekirge ile spor günleri...

:)

Hep bunalımlı yazılar yazacak değiliz ya biraz da eğlenmemiz lazım öyle değil mi?

Yaşam aksak topal devam ederken,her gün yeni maceraları da beraberinde getirebiliyor.Daha bu sabah sürünerek yataktan kalkarken aklımdan geçiyordu: Deli miyim neyim ben diye?

Hayır kaç insan evladı kendine bu işkenceyi yapar bilemiyorum...Sanırım türü azalanlardan biriyim.. :)

Neler oluyor dediğinizi duyar gibiyim...Ben iş değiştirmeden önce benimle yaşamaya başlayan ufak bir eklentim vardı ki siz bu satırları okurken, yok oldu ,artık yalnızım sanmayın! Kesinlikle hala birlikteyiz. Evet evet göbeğimden söz ediyoruz.Kendisi yerinden gayet memnun yağ katmanlarına katman ekleyerek yaşayıp gidiyordu taa ki  ben kendisinden vücudumu terketmesini isteyene kadar! Şu anda ben onu çin işkence metodlarıyla sıkıştırıp duruyorum o da canımı yakarak karşılık veriyor!Bakalım ne kadar devam edecek ub savaş?

İşte benzer şikayetlere benim çekirgem de sahip olunca uygun bir spor salonu bulup yazıldık.Ama böyle anlatırken hiç zevkli değil yaşadığımız azabı canlı canlı izlemeniz lazım :)

Herşey iş çıkışı takım elbiselerin üzerine,sırta asılmış bavul gibi spor çantalarla yollara dökülmemizle başlıyor.Zaten kilit nokta burası, evden kocaman çantayı işyerine götürmek için sabahın köründe çıkarınca vazgecmek gibi bir şansı kalmıyor insanın.Vicdan azabı denen şeyden haberdarsınız değil mi?Ben haberdarmışım farkettim ki!!!

Neyse ilk olarak koşu bandıyla başlıyoruz.Henüz ben koşma aşamasına geçemedim maalesef,iyice canım çıkana kadar hızlı hızlı yürüyorum sadece... Aslında bunun bilinçaltımdan kaynaklandığına eminim çünkü sanırım ortaokul yıllarında falandık ,bir arkadaşım "ayy Shule postacı gibi koşuyorsun" demişti...İşte o an benim maraton hayatımın sonu oldu. Hala derin yaralar taşıyorum ve nedense utanıyorum hala sanırım koşmaktan...Neyse hızlı hızlı yurumek de fena sayılmaz!

Sonrasında bisiklet vs.gibi gayetttt teknolojık araclarla devam edıyoruz.Gayet kısmını vurguladım özellikle çünkü hala şu makineleri programlamayı öğrenebilmiş değilim.İsimlerini hatırlayamadığım bi dünya yer hareketi geliyor sonra ...İşin enteresan tarafı çekirgenin de benim de aşağı yukarı tüm hareketlerimiz aynı verildi, hahahaha kendimi erkek gibi kuvvetli hissediyorm ne yalan söyleyeyim....İlk günler çekirge göbeğinden eğilip doğrulamıyordu ama son zamanlarda fena sayılmaz...Hatta bende bile ilerleme var diyebiliriz.artık bacaklarımı karnıma bile çekebiliyorum ne kadar inanılmaz değil mi? Lütfen dalga geçemeyiniz spor dünyasından olmayanlar bu işin ciddiyetini anlayamamış olabilirler,bahsettiğim konular gayet önemli ve zor hareketler :)

Sonraki aşamalar yine önceki hareketlerin sayılarla çarpılmasıyla katlanarak, artarak biraz da dalga geçilerek yapılıyor.3x50,3x20 tabi artistlik yaparak "bu sefer 20 daha fazla yaptım" gibi diyaloglar da yaşanmıyor diyemem.Kan,ter içinde kalana kadar devam ediyoruz kısacası...

AAA unutmadan son ıkı seferdır bir hocanın sınıfına katılıyoruz Ay bi koşturmacadır gidiyor.Arada bir azarlıyor falan insan havaya giriyor sanki çok önemli bi kareografi yapıyormuş gibi...

En komik tarafı çekirgeyle birbirimizi o vaziyette görmemiz, yani ilk zamanları falan düşünüyorum da işe yeni başladığı dönemlerde "Shule hanım ben gıdadışı tarafına gidiyorum" falan diye konusurken şimdi sac baş dağılmış ,t-shirtler sırılsıklam bel kıvırıp,koştururken görüyoruz birbirimizi...Çok eğleniyorum ben çok...Bir hareket geldi hayatıma...Kendim için birşeyler yapıyorum diyebilmek bile çok güzel en basiti!

Peki soruyorum siz ne yapıyorsunuz kendiniz için?

Hadi hadi kaldırın totolarınızı başlayın birşeyler yapmaya....